Hz Muhammed Sav in Çocukluğu

Hz. Muhammed (Sav)’in Çocukluğu

Arap Yarımadası Arapların da yaygın olan bir adete göre, şehirlerde doğan çocuklar kırsal kesimlerde oturan süt annelere verilirdi. Mekke’de doğan Hz. Muhammed (sas)’e bir süt anne bulununcaya kadar üç veya 7 gün annesi, daha sonra da Ebu Leheb’in cariyesi Süveybe ve biraz da Abdulmuttalib’in dayı zadesi Mir Veha emzirmişti. Süveyha aynı zamanda Hamza’yı da emzirdiği için Hz. Muhammed (Sav) ile Hamza (ra) süt kardeş oldular. Hz. Peygamber, Hicretin 7. yılında vefat eden Süveybe’ye sağlığında büyük saygı göstermiş ve ona çeşitli hediyeler vermiş , vefatına da çok üzülmüştür. Bu sırada Tâif bölgesinden Havâzin kabilesinin Sa’d b. Bekr koluna mensup bir topluluk Mekke’ye geldi.

Bu kafilede Beni Sa’d’dan Haris b. Abdüluzza’n ın karısı Halime de Vardı . Fakat biraz geç kalmış olduğundan zengin bir çocuk bulamamıştı ; çeşitli yerlerden gelen süt anneler zengin çocuklarını almışlardı . Eli boş olarak Tâif’e dönmek istemeyen Halime, Abdulmuttalib’e rastladı . Süt anneye vermek istediği torunu Muhammed (sav)’i kocasının rızasını aldıktan sonra, seçkin bir aile çocuğudur diyerek süt çocuğu aldı .

Âmine’nin yanına gelen Halime çok güzel bir kadın ve çocuk gördü; çocuğa çok yakın ilgi duydu, öyle ki memelerine süt gelmeye baş ladı (31). 29 Saf sûresi, 6. âyet. 30 Al-i İmran, 144; Ahzâb, 40; Muhammed, 2; Feth, 29. 31 M. Hamidullah, Resulullah Muhammed, Halime küçük Muhammed’i sağ memesinden, öz oğlu Hamza’yı da sol memesinden emzirdi. İki yıl süre ile ona bu şekilde süt veren Halime ikinci yılın sonunda onu sütten kesti ve annesi Âmine’ye getirdi. Ne var ki, onun ayrılığına dayanamayıp geri götürdü. Sonunda küçük Muhammed 4 veya 6 ya şı na gelince süt annesi tarafından Annesi Âmine’ye teslim edildi (32). Süt annesiyle birlikte, Mekke’ye geliş gidişleri sırasında Ukaz Panayırı gibi baz ı fuarlar’ da görme imkanı bulan Hz.Muhammed (sav)’in Hamza, Enise, Abdullah ve Huddâme adlarında Halime’nin evladından 4 tane süt kardeşi oldu.

Bunlardan Şeyman adıyla ünlü olan Huddâme-Huzafa küçük Muhammed’le en çok ilgilenen süt kardeşiydi; Huneyn de esir düşünce de Hz. Peygamber’den büyük ikram gördü. Daha sonra Hz. Muhammed (sas)’in süt annesi Halime, süt babası Haris ile süt kardeşleri Abdullah ve Şeyman müslüman oldular (33). Altı yada dört yaşında iken annesine teslim edildi ğ i söylenen Hz. Muhammed (sas) çok fasih konuşan, serbest davranışlı bir çocuktu. Âmine Medine’ye giderek kocası Abdullah’ ın kabrini ve akrabalarını ziyaret etmeyi düşündü; çocuğu ve cariyesi Ümmü Eymen’le birlikte Medine’ye gitti bir ay kadar kaldıktan sonra döndü. Ancak Mekke’ye dönerken, yol üzerinde bulunan Ebva köyünde hastalandı ve yatağa düştü; birkaç gün hasta yattıktan sonra öldü ve oraya defnedildi.

Kabri Abbasi halifelerinden El-Memun zamanında Mekke valisi Hüseyin b. Neccâr tarafı ndan tamir edildi . Âmine takriben Hz. Muhammed (sav) 6 yaşında iken öldü. Ana karnında babadan mahrum kalan yetim Muhammed (sav) şimdi ömrünün 6. yılında anasızdı. Ümmü Eymen onu kucağına alarak Mekke’de dedesi Abdulmuttalib’e teslim etti. Abdulmuttalib, sevgili oğlu Abdullah’ı n oğlu Muhammed’i çok sevdi ve ona özel muamele etti. Her yere beraberinde götürdü ve onu kimseye güvenmedi. Ne var ki yaşlı dede hastalanarak yatağa düştü. Kendisinden ümit kestiği için Kabe civarında sevilen sergiye oturma hakkını yalnızca ona verdiği, yağmur duasına bile beraberinde götürdüğü sevgili torununu kime emanet edeceğini düşünmeye başladı .

Oğullarının hepsi de ona talip oldular. Hatta Ebu Leheb bile ona talip olduysa da Abdulmuttalib “sen sert ve merhametsizsin, bu yetim çocuğun kalbini kırarsın onu incitirsin” diyerek bu iste ği reddetti. Neticede ısrarlı isteği üzerine onu Resulullah Muhammed, Tâlib’e vermeye razı oldu. Ona küçük Muhammed’in bakımı konusunda çeşitli tavsiyelerde bulundu. Küçük Muhammed 8 yaşında iken Abdulmuttalib vefat etti.

Sevgili torunu cenazesini ağlayarak takip etti.. Ebu Tâlib (Abdu Menaf), dededen de yetim kalan küçük Muhammed’i çok sevdi ve korudu, ona bir baba gibi davrandı . Ölünceye kadar da onu gerçek babası gibi sevdi ve muhafaza etti. Kısaca, babadan mahrum olarak dünyaya gelen, 6 yaşına basınca annesi Amine’yi, 8 yaşında da dedesi Abdulmuttalib’i kaybeden İslâm Peygamberi, kâinatın yaratıcısının terbiyesinde, amcasının bakımında yaşantısını devam ettirdi. Ebû Tâlib, tıpkı Mekkelilerin büyük çoğunluğu gibi ticaret işleriyle uğraştığından, küçük Muhammed de ticarete meyletti. 10.12 yaşlarındayken amcası Ebu Tâlib bir kervanla Şam seferine hazırlanıyordu.

Kervan hareket edeceği sırada, vedalaştığı yeğ ininden ayrılamayacağını anlayan, yeğeninin sevgi dolu bakışlarından etkilenen Ebtu Tâlib onu da beraberinde götürmeye karar verdi ve “vallahi ne Muhammed benden, ne de ben ondan ayrılırım” dedi; sevgili yeğenine deveye binmesi için başıyla işaret etti. Küçük Muhammed sevinçle deveye bindi ve birlikte Şam yolculuğuna çıktılar. Basra’ya geldiklerinde dinlenmek istediler. Kervan halkı vaktini Abdül Kays Manastırında ibadetle geçiren Buheyra-Bahira adındaki rahip tarafından davet edildi.

Ebu Tâlib, küçük Muhammed’i kervanın yanında bırakarak, yol arkadaşlarıyla birlikte Buheyra’nın davetine katıldıysa da, Bahira ona kervanın yanında kimse olup olmadığını sordu; küçük bir çocuk olduğu haberini alınca getirilmesini istedi ve onunla çok ilgilendi. Küçük Muhammed’e çeşitli sorular sordu, çocuğun “sana Uzza adına değil Allah adına cevap vereceğim” cevabını vermesi dikkatini çekti. Sonunda Ebu Tâlib’e dönüp “bu çocuk dünyada büyük rol oynayacaktır, siz gelirken ağaçların, taşların ona ihtiram ettiklerini, bulutlarında arkadaşlık yaptıklarını gördüm. Bu çocuğu Şam’a götürme, ülkene geri dön ve onu Yahudilerden koru; çünkü Yahudi kahinleri onu tanırlar ve bu çocuğa bir kötülük edebilirler” dedi.

Ebu Tâlib, onun bu nasihatını dinledi. Şam’a gitmekten vazgeçip, mallarını orada satarak Mekke’ye döndü (36). Ne var ki müsteşrikler bu iki saatlik görüşmeden pek çok sonuç çıkarırlar: İslam Peygamberinin bir din kurma fikrini Buheyra’dan aldığı ve dolayısıyla islam Dininin,Hıristiyanlığın bir devamı olduğu ; islâmın yeni bir din olmadığı , Hz.Muhammed‘in Buheyra’dan aldığı direktifler doğrultusunda hareket ettiği, Hristiyan yazarların ve din aleyhtarlarının bu konuda ortaya attıkları iddiaların başkalarıdır.

Oysa 12 yaşlarında bir çocuğun, iki saatlik bir konuşma sonucu bir rahipten yeni bir din kurma fikrini öğrenebilmesi mümkün olamayacağı gibi, İslâmın insanlığa sunduğu “tevhid akidesi” ile Hristiyanlığın Teslis inancı arasında bir benzerlik de yoktur. Ayrıca söz konusu iddialarda ufak bir gerçek payı olsaydı , yeni din Hristiyanlığa karşı olmazdı , üstelik Buheyra böyle bir işi öncelikle kendisi yapmak isterdi, ya da mevcut rahiplerinden birisini seçer, ona yaptırırdı . Kaldı ki, İslâm’ ın vazedicisi doğrudan Allah’tır; Hz. Muhammed İslâm’ ın kurucusu değil, tebliğcisidir.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.