Hz. Ali Halifelik Dönemi

Hz. Ali Halifelik Dönemi

Hz. Ali Halifelik Dönemi, Hz. Osman’ın şehit edilmesi Müslüman Toplumu ardı arkası gelmeyen iç karışıklıklara sevketti, mezhep kavgalarına yol açtı . İki aydan beri devam eden anarşi, halifenin şehadetinden sonra be ş gün daha sürdü. Hz. Osman’ ın katilleri olan asiler başkentte duruma hakimdiler. Şimdi, Hz. Osman’ ın yerine istedikleri birini hilafete getirme sırası gelmişti.

III. Raşid halifeyi öldürmek konusunda hem fikir olan anarşistler yeni halifenin kim olacağı hususunda farklı görüşlere sahiptiler. Talha ve Zübeyr onların tekliflerini geri çevirmişlerdi. Neticede, Medine halkını toplayarak en kısa sürede Hz. Ali’yi halife seçip beyat etmelerini söylediler, onlara bu konuda bir günlük mühlet tanıdılar. Bunun üzerine herkes Hz. Ali’yi halife seçtiler ve ona beyat ettiler. Ancak Medine halkı , Hicri- 35/M. 656 tarihinde halife olan Hz. Ali’ye şartlı beyat etti; ondan Hz. Osman’ın katillerini en kısa zamanda bulup cezalandırmasını istediler. Böylece, Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir’in halife seçili ş ine benzer yolla halife seçildiyse de, kendisine şartlı olarak beyat edildi.

Hz. Ali Devri Olayları

Hz. Ali, gerek Hz. Peygamber’in hayatında gerekse selefleri ilk üç halife devirlerinde bilgisi ve gücüyle İslam’a aktif biçimde hizmet etti. Bu seçkin sahabi ilk üç halifenin dizinin dibinden ayrılmadı , onların danışmanı ve en büyük yardımcısı oldu. Hz. Osman’ın öldürülmesiyle ortaya çıkan olayları ortadan kaldırmak için de canla başla çalışmışsa da muvaffak olamadı.

Hilafete getiriliş tarihinde ihtilaf edilen Hz. Ali. Hicri’ yılın 26 Zilhicce’- sinden 40. Hicri’ yılın 17 Ramazan’ı na kadar beş buçuk yıl hilafet makamında kaldı . Ancak hilafet devri devamlı olarak iç ve dış karışıklıklarla geçti. İç savaşlar, kardeş kavgaları onun zamanının en önemli olayları oldu. Gerek iç karışıklıklar yüzünden gerekse İslam devletinin sınırlarının Hz. Osman zamanında varacağı yere vardığından, islam futuhâtı dairesi genişleyemedi. Zaten halifenin bu yönde faaliyet gösterme fırsatı olmadı.

Cemal Olayı

Hz. Osman’ın öldürülmesi, Müslüman Toplum arasında derin akisler yaptığı gibi, iç savaşların, kardeş kavgalarının ve buna bağlı olarak tefrikanın ortaya çıkmasında fevkalade etkili oldu. Onun yerine halife olan Hz. Ali ise, böyle bir mirası devralma talihsizliğine sahipti. Kendisine şartlı olarak beyat eden halk, Hz. Osman’ın katillerinin derhal bulunup cezalandırılmasını istiyordu. Hz. Ali ise, ortalığın yatışmasını , asilerin Medine’den çekilmesini ve hilafetin diğer vilayetlerde ve eyaletlerde tanınmasını bekliyordu. Asiler başkent Medine’ye hakim durumdaydılar. Bu arada baz ı bozguncular, Hz. Osman’ın öldürülmesi olayında bazı sahabileri hedef gösteriyorlardı .

İşte bu sebeplerden dolayı başkent Medine çok huzursuzdu. Hz. Ebu Bekir’in kızı ve Hz. Peygamber’in dul eşi Hz. Aişe ile aşere-i mübeşşere’den Talha ve Zübeyr, mevcut yönetime karşı çıktılar, halifeye karşı birle şip ortak cephe aldılar, etraflarına asker toplayıp kılıçlarını çekerek IV. Halife Hz. Ali’ye karşı topluca ayaklandılar. Artık müslümanlar birbirlerine kılıç çekiyorlar ve birbirleriyle savaşıyorlardı . Küfe halkı onlara katıldı , Basra’dan da iltihak edenler oldu. Muhalifler, bu iki şehirdeki devlet hazinesinden zorla para aldılar ve savaş için harcadılar.

Hz. Osman’ın katillerini de ordusu saflarına alan Hz. Ali, 14 Cemaziyelâhir 36/M. 9 Aralık 656 tarihinde, Basra yakınındaki Hureybe denilen yerde onların karşısında cephe aldı . Böylece, Hz. Peygamber’in en yakın akrabalarının ve en seçkin arkadaşlarının da bulunduğu bu iki topluluk sava ş düzeni aldılar. Ancak, her iki taraf da savaşmak niyetinde değildi. Hz. Ali’nin sulh teklifini karşı taraf da kabul etti, birbirleriyle savaşmamak kararı aldılar. Ayrıca, Hz. Osman’ın katillerinin ivedilikle yakalanıp cezalandırılması konusunda da anlaştılar.

Hz. Ali ordusunda bulunan, uzun süre Medine’yi muhasara ettikten “sonra halife Hz. Osman’ı öldüren katiller veya “Sebeiyye” denilen topluluk alınan kararlardan fevkalade rahatsız oldular, bu birle ş meyi ve uzlaşmayı bozmak için derhal harekete geçtiler. Zira, Ali ve Aişe taraftarlarının birleşmesi kendilerinin zayıf duruma düşmesi anlamına geliyordu. Abdullah b. Sebe, İlba b. el-Heysem, Şureyh b. Evfa . Adiy b. Hatem gibi kimseler aralarında anlaştılar ve müslümanları gece karanlığında birbirleriyle savaşa tutuşturmaya karar verdiler. Eğer iki taraf birbiriyle savaşırsa, zayıf düşerler ve kendileriyle savaşacak güçleri kalmaz, onlar da hakimiyeti ellerinde tutmaya devam ederler.

Karşılıklı olarak yükselen “ey arkadaşlar! bize baskın yapıldı” nidalarıyla iki tarafı savaşa soktular. Artık Hz. Ali’nin nasihatı fayda vermediği gibi, Aişe de savaşanlara beddua ediyordu. islam düşmanlarının planı başarıyla amacına ulaşmıştı . Sonunda, Ali tarafı savaşın galibi oldu. Talha ve Zübeyr gibi ünlü sahabiler başta olmak üzere, her iki taraftan birçok kişi öldü. Basra’yı da ele geçiren halife Hz. Ali, yağmalama ve benzeri hareketleri kesinlikle yasakladı . Hz. Aişe, bir deve üzerinde savaşa katıldığı için bu olaya “Cemel-deve- Vakası ” denildi.

Bu arada, İslam devletine bağlı vilayetlerden ve eyaletlerden, Irak, Faris, Horasan, Yemâme, Yemen, Hicaz ve Mısır’dan Hz. Ali’ye beyat edildiği ve hilafetinin tanındığı haberi geldi. Ancak Şam ve havalisi valisi olan Muraviye b. Eb7 Süfyan onun hilafetini tanımadı ve kendisine beyat etmedi.

Hz. Ali’nin Öldürülmesi

Çok küçük yaşlarda islam’ı kabul eden, gerek Hz. Peygamber (sas)’in hayatında gerekse ilk üç halife devirlerinde İslam’ın yayılması ve öğrenilmesinde; Bedr, Uhud, Hayber gazveleri başta olmak üzere Allah yolunda yapılan gazvelerde büyük hizmetleri görülen, ilim, takva, ihlas, fedakarlık, şecaat, kahramanlık ve yüksek ahlak timsali ünlü sahabi Hz. Ali, Abdurrahman b. Mülcem adındaki bir anarşist tarafından şehit edildi.

Mısır ahalisinden olan İbn Mülcem, haccetmek bahanesiyle Mekke’ye gelen, fakat Ka’be’nin kap ısında cinayet işleme planları yapan Hariciler tarafından bu iş için seçildi veya kiralandı . Ayrıca, anar şistler, Amr b. As ve Muaviye’yi öldürmeyi planladılar; Burek b. Abdullah et-Temimi Mu’aviye’yi, yine Temim kabilesinden Amr b. Bekr de Amr b. As’ ı öldürecekti. Aralarında bu kararı alan bu üç kişi planladıkları cinayetleri o yılın (Hicri 39) Ramazan ayının 17. günü işlemek üzere anlaştılar .

Baş kent, Kûfe’ye gelen Abdurrahman b. Mülcem el-Muradt, fırsat kollamaya başladı ; bu arada yakınlarından Nehravan savaşında ölen kimselerle tanıştı . Teym er-Rebab kabilesinden olup babası ve kardeşi Nehravan’da öldürülmüş olan Katam adındaki kadın da intikam peşindeydi. İbn Mülcem bu kadına aşık oldu; Katam, ona, Hz. Ali’yi öldürmesi, 300 dirhem, bir köle ve bir de cariye vermesi şartıyla evlenmeyi kabul ettiğini bildirdi.

Bu şartları kabul eden Abdurrahman b. Mülcem, sabah namaz ı vaktinde Kerfeinin büyük Camiine gitti. Namaz kıldırmakta olan Hz. Ali’yi zehirli bir hançer darbesiyle yere serdi. Halife Hz. Ali, aldığı yaranın tesiriyle, bir iki gün sonra, Hicri’ 17 Ramazan 40 (M. 20 Ocak 661) yılında öldü ve Irak’ta, bugünkü Necef’e defnedildi (61). Hz. Ali’nin öldürülmesinden sonra Müslümanlar onun büyük oğlu Hz. Hasan’a beyat ettiler. Hz. Hasan, özellikle Müslümanların ortak yararlarını , birlik ve beraberliğini, Toplum’un mevcut yapısını ve eğilimlerini göz önünde bulundurarak, Suriye valisi Mu’aviye ile anlaştı ve hilafet hakkından vazgeçti. Müslüman Toplumun yeniden siyası birliğe kavuşması sebebiyle bu yıla “Cemaat yılı ” denildi.

Bu Yazıya Emoji ile Tepki Ver

0
0
0
0
0
0
0
0
0

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir!

Makale Hakkında Yorum Yapın!

Bir Cevap Yazın

Makale Hakkında Yapılan Yorumlar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.